17°
Hava Durumu
Hissedilen : 17.8°
Gorus Mesafesi : 10.0 Km
Basinc : 1023 hPa
Ruzgar : 3.1 Km/S - BKB
Nem : 79%
canlı izle
KANSERDEN DEĞİL, GEÇ KALMAKTAN KORKMAK GEREK!
Tarih: 06/10/2017
Kaynak: Kent Haber
KANSERDEN DEĞİL, GEÇ KALMAKTAN KORKMAK GEREK!
Tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de 1-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme Ayı olarak eğitim ve taramalarla değerlendiriliyor.

Ülkemizde de her 8 kadından 1’inde görülen meme kanseri ile ilgili Bodrum Clinic İnternational Tıp Merkezi doktorlarından Genel Cerrah Doç. Dr. Cengiz Kayahan önemli açıklamalar yaptı. Konunun yetkin uzmanlarından biri olan Kayahan, günümüz koşullarında meme kanserinden erken tanı ile memeyi kaybetmeden rahatlıkla kurtulabileceğini anlatarak “kanserden değil geç kalmaktan korkmak gerek” dedi.

"1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı” dolayısıyla Kent Haber’e açıklamalar yapan Clinic İnternational Tıp Merkezi doktorlarından Doç. Dr. Cengiz Kayahan, meme kanseri ve tedavisi hakkında bilgiler verdi. Akciğer kanserinden sonra en sık görülen bu kanser türünün etkilerini ortadan kaldırmak için gelişmeleri yakından takip ettiğini söyleyen Kayahan sözlerine şöyle başladı:

“Öncelikle herkese selam ve sevgiler, sağlıklı günler dileyerek sözüme başlamak istiyorum. 2004 yılında Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nden emekli oldum ve o gün bugündür mesleğimi serbest olarak icra etmekteyim. Özellikle ilgilendiğim konular arasında meme cerrahisi bulunmakta ve bu konudaki yaklaşımları, gelişmeleri yakinen takip ediyorum. Günümüzde çok önemli olan meme kanserinin insanlarda yapmış olduğu olumsuz etkileri ortadan kaldırmak için elimizden gelen gayreti göstermeye çalışıyoruz” dedi.

Meme kanseri hakkındaki toplumsal farkındalık ile ilgili çalışmaları sadece 1-31 Ekim arasına sıkıştırmanın mümkün olmadığına da işaret eden Doç. Dr. Cengiz Kayahan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu hayatımızın bir parçası. Ama önemini vurgulamak için, bizi kanserden kurtulmanın yollarını araştırmak için, Türkiye'de ve bütün dünyada bir kampanya başlatılmış vaziyette. Meme kanseri en sık görülen kanserler arasında gözlenebiliyor. Dünyada akciğer kanserinden sonra ikinci sırada. Ancak şöyle güzel bir haber de var; meme kanserini erken yakaladığımız zaman artık ölüm riskiyle karşı karşıya kalmıyoruz. Eskiden çok ölümcül giden bu hastalık artık bizim kolaylıkla üstesinden gelebildiğimiz, erken evrede yakaladığımız takdirde basit hastalıklar arasında. Ama basit deyip de gözardı etmek sözkonusu değil. Günümüzde genetik eğilimi olmaksızın yani sülalesinde veya yakınlarında herhangi bir meme kanseri olmaksızın, her 8 kadından 1'inde meme kanserinin görülme riskinin yüksek oluşu, bu konunun önemini bir kez daha vurguluyor. 8’de 1 dediğimiz zaman çok düşükmüş gibi geliyor. Ama yüzde 12 buçuk, tıbbi literatürler de çok yüksek bir orana tekabül etmekte. Şöyle bir parabol gidiyor; eğer sülalede bir kişi varsa bu 4’te bire düşüyor, kan bağı olan kişilerde iki kişide varsa bu 5 katına kadar çıkabiliyor. Yani yüzde 65 oranlarına kadar gelebiliyor. Tabi bunu sadece genetik faktörlere mi bağlamak lazım, hayır! Yaşadığımız ortamda teknolojik gelişmelerle, olumsuz yaşam koşullarıyla, çevre şartlarının değişmesi ile genetik olmadan da gelişebilen bir kanser gibi tipi bu. Beslenme özellikleri ve yaşam koşullarına bağlı olarak da gelişebiliyor. Ama burada vurgulamak gereken en önemli şey, konuşmamın başında da söylediğim gibi eğer erken yakaladığımız takdirde meme kanseri bugün tedavisi son derece basit olan kanser tipleri arasında yerini almakta. Özellikle gelişmiş ülkelerdeki tarama yöntemleri sayesinde meme kanseri artık günümüzün korkulan bir hastalık olmaktan çıktı, hatta ve hatta eskiden alışılagelmiş olduğu şekilde, meme kanseri olan kadınlar memelerini kaybediyorken, bugün meme kanserine yakalanan kişiler erken tespit edildiği takdirde memeleri ile birlikte sağlıklı bir şekilde yaşam şansına kavuşa biliyorlar. Tabi ki burada temel bir kural varsa, bu kural da kanseri erkenden yakalamak. Onun için takibin önemini vurgulamak gerekli. Bunlar çok önemli kriterler. Hele ki ailede böyle bir eğilim söz konusu ise bu konuda biraz daha dikkatli olmak lazım” dedi.

ERKEKLERDE DE GÖRÜLÜYOR

Meme kanserinin erkeklerde de görülen ve son derece ölümcül tablo sergileyen bir hastalık olduğuna da vurgu yapan Kayahan şu ifadelere yer verdi:

“Ne yazık ki erkeklerde de görülebilen bir kanser türü bu. Şu noktaya dikkat çekmek lazım erkeklerde 100 kat daha öldürücü çünkü koruyucu bir doku söz konusu değil. Fark edildiği takdirde geç olmuş olabiliyor, yayılmış olabiliyor. Onun için erkeklerin de çok küçük bir nüansla daha dikkatli olmaları gerekir. Yani meme dokularında herhangi bir anormallik hissettikleri zaman derhal doktorları gitmeleri gerekir” dedi.

Doç. Dr. Cengiz Kayahan, meme kanserinin tanısı konusuna da değinerek şu uyarıları yaptı:

“Bununla nasıl mücadele etmek gerekire geldiğimiz zaman işte bu ay vurgulamak istediğimiz nokta bu. ‘Nasıl olsa ben mememde bir şey hissetmiyorum’, ‘ailemde bir şey yok’ demek asla ve asla koruyucu değildir. Dolayısıyla cinsel yaşamı olan her kadın, ailesel geçmişinde böyle bir hikaye söz konusu olduğunu varsayarsak cinsel yaşamı olmasa da belli bir yaştan sonra belirli periyotlarla mutlaka muayenelere gitmesi gerekir. Şöyle bir yanlış algılama var; sanki bazı tetkik yöntemleri meme kanserinin tanısının konulmasında tek başına yeterli gibi geliyor. Fakat ben mesleki tecrübemle bunun altını çizerek söylemek istiyorum; meme kanseri tanısı bir bütün halindedir, bir ekip çalışması olarak konulabilir, bunun da ilk sırasında fiziki muayene gelir. Fiziki muayene tanının konulmasında, şüphelinin oluşturulmasında en önemli faktörlerin başındadır. Fiziki muayeneye bağlı kalarak istenecek diğer tetkiklere yön vermek söz konusudur. Bunlarda muhtelif ultrasonografik, mamografik, MR veya şüpheli olduğu vakalarda biyopsi gibi yöntemlerle gerçekten konulabilir. Böylece erken hamle yapılacaksa erken hamle yapılır ya da takip edilecekse takibi yapılması gerekir. Ama buradaki önemli nokta şu; Ben mesleki tecrübeme bağlı kalarak memenin fiziki muayenesinin senede en az iki kere yapılmasını önemli bir şart olarak düşünüyorum, hastalarımıza bunu tavsiye ediyorum” dedi.

Günümüzde memeyi kaybetmeden, meme kanserinden kurtulmanın mümkün olduğunun altını önemle çizen Doç. Dr. Cengiz Kayahan, açıklamasını şu sözlerle noktaladı:

“Kanserin önüne geçme şansımız söz konusu değil. Yani kanser gelişimini belki engelleyemeyiz ama kanseri tedavi etmek, bunun üstesinden gelebilmek mümkün. Günümüzde evre 1 ve 2 A tipi kanserlerde gerçekten meme koruyucu cerrahiler yaparak, hem memeyi hem kişinin sağlığını koruma şansına sahibiz. Bunun içinde erken yakalamanın yöntemi fiziki muayenelerdir. Günümüz sağlık koşullarında artık sağlık organizasyonları halkımızın hemen hemen her tarafına yayılmış vaziyette. Bu nedenle ben kendi kendine muayeneyi pek öngörmüyorum. Çünkü hakikaten kişi memesinde olan değişikliği çok geç fark edebilir. Bu nedenle de periyodik muayenelerin çok daha yerinde olduğu kanaatindeyim. Eğer erken yakalandığı takdirde meme kanserinden kurtulmak mümkün, meme kanserini önlemek söz konusu bile değil. Buradaki en önemli can alıcı nokta da şu; kanserden değil geç kalmaktan korkmak gerek.”
Yorumlar
Ad Soyad
E-Posta
Ba?lyk
Yorum

Ayhan Ongun
Serdar Karcılıoğlu
Ahmet Karataş
Deniz Poyraz
Orhan Beşiroğlu
Dr. Sıla Özdemir
www.kenttv.net © 2000 - 2017 | Bodrum Kent Radyo Tv. A.ޞ. | Kalekonut Sosyal Tesisleri BODRUM - MUĞLA | Tel: 0252 317 30 30 (PBX)