Either scripts and active content are not permitted to run or Adobe Flash Player version 11.1.0 or greater is not installed.

Get Adobe Flash Player
canlı izle
İNSÜLİN DİRENCİ
20/05/2013

İnsülin ve insülin direnci  kelimelerini son zamanlarda çok sık duymaya başladık. Özellikle de kilo alımından söz ederken..  Acaba insülin nedir? Ne işe yarar? İnsülin direnci nasıl gelişir? Bize nasıl kilo aldırır? Hangi hastalıklara neden olur? Nasıl önlenir?

İnsülin; besinlerle alınan enerjinin vücudumuzda kullanılmasını ve depolanmasını düzenleyen hormondur. Peki bunu nasıl yapar?

Beslenme sırasında, aldığımız besinin içeriğine bağlı olarak değişen hız ve miktarda kan  şekerimiz yükselir. Ardından insülin salgılanarak şekerin kandan hücrelere girmesini ve o anki enerji ihtiyacı için kullanılmasını sağlar. Dolaşımda kalan şekerin küçük bir kısmını daha sonra enerji gereksiniminde kullanmak üzere karaciğer ve kas dokusunda glikojen (yani şeker topluluğu) olarak depolar. Geri kalan şeker ise yine insülin etkisiyle yağa çevrilerek yağ dokusunda depolanır.

Açlık halinde vücudumuz enerji kaynağı olarak ilk önce glikojen depolarını,  sonra hala dışarıdan besin alınmadıysa  depo yağları  kullanır.

Dolaşımdaki şeker miktarı düşünce açlık hissi olur, bir şeyler atıştırma ihtiyacı hissederiz. İlk aklımıza gelen bize hızlı enerji verecek besinler olduğundan işlenmiş şekerleri tercih ederiz (tatlı, bisküvit, kola, çikolata). Kan şekerimiz hızla yükselir, kendimizi iyi hisseder canlanırız. Aldığımız karbonhidrat ne kadar işlenmiş ise, o kadar kolay emilerek kan dolaşımına geçer, kan şekerinin hızlı yükselmesi  insülinin de o kadar hızlı ve çok yükselmesine neden olur, kan şekerini aynı hızla düşürmek için çalışır ve dolaşımdaki şekeri yağ olarak depolar.

Yağ hücrelerinin sayısı ve hacmi artarak kilo alımına neden olur. 

Özellikle göbek çevresinde yağlanma olur ki bu kalp hastalığının öncü belirtilerindendir. Karın içindeki organ ve damarların yağ dokusu ile çevrildiğini gösterir. Damar duvarları kalınlaşır, daralır.

Bütün vücutta oksidasyonla serbest radikal oluşumuna (yani bir çeşit paslanmaya) yol açar. Serbest radikaller damar sertliği, kalp hastalığı, kanser, şeker hastalığı,  böbrek yetmezliği, akciğer hastalıkları, karaciğer hastalıkları ve demans gibi yaşlanmaya bağlı  bozuklukların da yer aldığı patolojik durumların oluşumuna katkıda bulunurlar.

Süreç bu şekilde devam eder ve kan şekeri, dolayısıyla insülin sık sık yükselir ya da sürekli yüksek kalmaya başlarsa bir süre sonra kas hücreleri ihtiyacı olandan daha fazla şekere sahip olacağı için insülinin etkilerine duyarsızlaşır,  kas hücrelerine şeker giremez  (İnsülin direnci budur),  kandaki şeker düzeyi yüksek kaldığından  şekeri düşürmek için daha fazla insülin salgılanır ve kas hücresi tarafından kullanılamayan şeker yine yağa çevrilerek depolanır. 

Şekerin hücreye girip kullanılabilmesi  için insülinin etkisi gereklidir, fakat kas hücresi kendini korumak için insülinin etkisine karşı duyarsızlaştığından kan dolaşımında şeker ve insülin seviyeleri yüksek olmasına rağmen  hücreler şekeri kullanamaz. Bir çeşit içsel açlık durumu oluşur. Acıkır ve bir şeyler atıştırırız. Kan şekeri daha da yükselir, insülin daha da fazla salgılanır ve şekeri yağa çevirerek depolar. Böylece giderek şişmanlamaya başlarız.

Yaşla birlikte insülin direnci artar. Gençken aktif ve ince olunsa bile yaşla birlikte insülin direnci geliştiğinden kan şekerini kontrol etmek zorlaşır. Kas dokusu insüline dirençli hale gelince enerji yağ dokusunda birikir, kas hücresi ve diğer hücrelere daha az enerji kalır, bu hücreler kendini korumaya alarak daha az enerji tüketmeye başlar, kişi sedanter hale gelir, metabolizma hızı düşer, şişmanlar. Bunun için insülin direncine bağlı kilo aldıkça kendimizi daha yorgun hissetmeye başlar ve daha hareketsiz bir yaşama geçeriz. Bu bir kısır  döngü olarak devam eder.

İnsülin direncinden sonraki aşama metabolik sendrom ve şeker hastalığı (Diyabet) gelişimidir. Temelde diyabet ve obesiteye yatkınlık, genetik olarak alışık olmadığımız rafine karbonhidratlara vücudumuzun verdiği bir reaksiyondur.

Bu kısır döngüyü kırmanın yolu yüksek şeker içerikli hazır besinleri kesmek ve bize uzun süre tokluk hissi verecek yiyecekleri tercih ederek  günlük öğün sayısını azaltmaktan geçer.

Yorumlar
Ad Soyad
E-Posta
Ba?lyk
Yorum
Yazaryn Di?er Yazylary
Ayhan Ongun
Serdar Karcılıoğlu
Ahmet Karataş
Deniz Poyraz
Orhan Beşiroğlu
www.kenttv.net © 2000 - 2017 | Bodrum Kent Radyo Tv. A.ޞ. | Kalekonut Sosyal Tesisleri BODRUM - MUĞLA | Tel: 0252 317 30 30 (PBX)