Either scripts and active content are not permitted to run or Adobe Flash Player version 11.1.0 or greater is not installed.

Get Adobe Flash Player
canlı izle
Süzgeç
CUMHURBAŞKANI KONUŞMASIN (MI?)
Ahmet Karataş
28/05/2015
[email protected]

Muhalefet partileri ağız birliği etmişçesine her fırsatta Cumhurbaşkanı’nın açılışlar yapmasını ve meydanlarda konuşmasını eleştiriyor. Hatta bunu nefret söylemine dönüştürenler de var.

Açıkçası ben böyle düşünenlerden değilim. Birbirimizi kandırmayalım. Sayın R.Tayyip Erdoğan, Ak Parti’nin kurucusu değil mi? Evet. 10 yılı aşkındır bu partiye genel başkanlık yaptı mı? Evet. % 52 halkoyu ile ilk defa Cumhurbaşkanı seçildi mi? Evet.

Peki, seçilirken Halka; ben köşemde sus-pus oturacağım, tarafsız olacağım (ne demekse), sadece NOTER makamı gibi çıkan yasaları tasdik edeceğim. Ayrıca da “yan gelip yatacağım.”diye bir söz verdi mi? Hayır. Üstelik tarafsız bir Cumhurbaşkanı olmayacağını peşinen söyledi.

Velev ki, beklendiği üzere ben tarafsızım dese, kim inanır? Bu takiyyecilik veya halkla dalga geçmek olmaz mı?

O halde, Sayın Cumhurbaşkanı her zamanki gibi, olduğu gibi görünüyor, göründüğü gibi oluyor.              Bence en doğrusunu yapıyor. Ne yani, Başbakana Anayasa kitabı fırlatsa daha mı iyi olacaktı?  Ekonomik kriz patlasa, bir gecede döviz ikiye katlasa, enflasyon fırlasa, borsa çakılsa, sanayi dursa, ticaret batsa ve başta IMF olmak üzere faizciler, tefeciler, döviz simsarları köşe olsalardı hoşunuza mı gidecekti? Velhasıl geçmiş dönemlerde olduğu gibi Başbakanla itiş-kakış olsalardı, ülkeyi işbirliği ile kaosa sürükleselerdi kına mı yakacaktınız?

Beyler aklınızı başınıza toplayın, Tayyip Erdoğan nefreti yaratarak ona diz çöktürmeye çok meraklısınız ama bu sevdadan vazgeçin, çünkü ülkeye zarar veriyorsunuz, geleceğimizi çalıyorsunuz. Artık ülke batarsa batsın, yeter ki Tayyip veya Ak parti gitsin mantığından vazgeçin. Bu felaket tellallarının beklediği sonuç, kendi projeleri olsa yine yüreğim yanmayacak. Bal gibi belli ki, bir takım odaklar Türkiye’nin hızını kesmek için ittifak halindeler. Bizim içeridekiler sadece piyon veya maşa, projenin bir parçası bile değiller.

Davos’tan sonra dünyanın hakim emperyal gücünün Tayyip Erdoğan’ın kalemini kırdığını bilmeyen yok. O tarihten itibaren kendi kirli emellerine alet edemeyeceklerini anlayınca toplum mühendisliği devreye girdi ve algılar üzerinden Türkiye’de operasyon yapmaya kalkıştılar. Tıpkı Mısır’da olduğu gibi…

Gezi olayları bu oyunun ilk perdesiydi. Adamların müneccim olmalarına bile gerek yok. Çünkü kendileri planladı, kendileri çaldı, kendileri oynadı. 15 gün önceden malum küresel-Siyonist sermayenin basın organları, Taksim’deki otellerin çatı katlarını ve İstanbul’da ki canlı yayın araçlarını kiraladı. Dünyanın en acar savaş muhabirleri Taksim’e sevk edildi. Senaryo tıkır tıkır işleyecekti ama yarım kaldı. Türk milletinin sağduyusu, feraseti ve Tayyip Erdoğan’ın iradesi oyunu bozdu. Bu oyun bozulmasaydı hiç abartmayayım, Türkiye çoktan Mısır olmuştu bile. Allah korusun.

İkinci deneme 17-25 Aralık operasyonlarıyla yapıldı. O da geri tepti. “Dönemin başbakanı” yani ‘devrik başbakan’ Cumhurbaşkanı oldu. Türkiye’nin siyasi bilinci ve birikimi algı operasyonlarını yine param parça etti.

Velhasıl “onlar dışarıdan, biz içerden” şu uzun adamı bir türlü deviremediler. Şimdi, son umutları 7 Haziran seçimleri. Ona da var güçleriyle asılıyorlar.

Bu bağlamda bilcümle muhalefet, dün çözüm sürecinden dolayı Ak Parti’yi ve Tayyip Erdoğan’ı “vatan haini” ilan eden “kuvayi reddiyeciler” bugün HDP ve Demirtaş’ın yalamadık, parlatmadık yerini bırakmıyorlar.

Dış muhalefet desen zaten Davos’tan beri iş başında. Geçenlerde İngiliz Times gazetesi, HDP’nin barajı aşmama riskini görmüş olmalı ki, “Erdoğan’ın güç hesaplarını Kürt Partisi engelleyebilir.” diye başlık atıyor.” Demirtaş’ın iktidardaki islamcı hükümet için benzeri görülmemiş bir yenilginin mühendisi” olabileceğini yazıyor. İşgalci İngiliz emperyalizminin doğrusu Türkiye sevgisini(!) anlamış değilim. Allah aşkına biri bana anlatsın, bunlar ne zaman bizim iyiliğimizi düşündü ki, şimdi düşünsünler?

TIMES silahı bırakmayarak, çözüm-barış sürecine direnen eli kanlı terör örgütünün siyasi uzantısı olmaktan gurur duyan HDP için, “liberal bir partiye dönüştü” diyebiliyor. Hatta bir diğer şeriki de Tayyip’i devirmek için NATO’dan destek istiyor.

Peki bütün bunlar niye? Çünkü dünya Tayyip Erdoğan’ı devirmek için ittifak içinde. Dünkü Türkiye düşmanları, bugün içerdeki işbirlikçilerle Erdoğan’ı bitirmek için birleşti, kardeş oldu. Nitekim CHP’ye ABD’den özel seçilmiş seçim danışmanı gönderilmesi, içeriden de paralelin lojistik desteği sizce ne anlam ifade ediyor?

Kimse kusura bakmasın, Sayın Cumhurbaşkanı dünkü işgal güçlerine, bugünkü oligark yapılara gelin beni Mursi gibi devirin diye koltuğunda oturup bekleyemezdi. Erdoğan en doğrusunu yapıyor. Çünkü halk onu bu özelliklerini bile bile Cumhurbaşkanı yaptı.

O halde kimse gocunmasın, Sayın Erdoğan oyunu kurallarına göre oynayan bir lider. Bugün onu eleştirenlere, açılış yapma, ortalıkta görünme, konuşma, karışma, çalışma diyenlere sesleniyorum. Lütfen bu oyunu ve kirli ittifakları görün. Erdoğan bahane, hedef Türkiye.

Çünkü soğuk savaş sonrası orta doğu ve İslam coğrafyasının yeni yüzyıllık sömürge takviminde Türkiye ayak bağı, Türkiye çıbanbaşı. Ak Parti’yi Erdoğan’ı ve Davutoğlu’nu 100 yıldır anamızı ağlatan Batı-İşgal kuvvetlerine teslim edemeyiz. Erdoğan’ı ABD istemiyorsa, İsrail-Yahudi lobisi istemiyorsa, gizli mahfiller ve baronlar istemiyorsa, darbeciler, ırkçı-faşistler istemiyorsa bu millet istiyor demektir.

O halde yan yatmadan çamura batmadan, mazeret üretmeden, kedi ve trafo efsanelerinden medet ummadan sandıktan çıkan sonuca razı olalım. Kısacası sandık, yani halk ne diyorsa o olsun.

Yorumlar
Ad Soyad
E-Posta
Başlık
Yorum
Yazarın Diğer Yazıları
Ayhan Ongun
Serdar Karcılıoğlu
Ahmet Karataş
Deniz Poyraz
Dr. Gürol Oral
www.kenttv.net © 2000 - 2017 | Bodrum Kent Radyo Tv. A.ޞ. | Kalekonut Sosyal Tesisleri BODRUM - MUĞLA | Tel: 0252 317 30 30 (PBX)