Either scripts and active content are not permitted to run or Adobe Flash Player version 11.1.0 or greater is not installed.

Get Adobe Flash Player
canlı izle
Köşeli Yazılar
NEREDE KALMIŞTIK?
Ayhan Ongun
26/07/2016
[email protected]

15 Temmuz darbe kalkışmasından bu yana o kadar yoğun bir bilgi akışı oldu ki, hangisine inanmamız gerektiğini şaşırdık.

Belki birçoğumuz farkında değiliz, ya da darbe yapılmak istenenlerin ülkeyi yönetmesinden duydukları rahatsızlıktan dolayı bir kısım kişiler gözlerini kapatıp görmek istemeseler de, Türkiye çok büyük bir tehlikenin eşiğinden döndü.

Darbe öncesi günlere baktığımızda yine aynı tür rahatsızlıklar vardı.

Başkanlık sistemine yönelik ısrarından dolayı Erdoğan’a,

Alışılmışın dışında ülkede ekonomiye, sosyal yaşama ve hatta siyasete dahil olup, “biz de varız” diyen muhafazakar, dindar kitlenin varlığına bile tahammül edemedikleri için mevcut iktidar partisi AK Partiye,

Kendisi gibi giyinmediği, düşünmediği, yaşamadığı için köylüye, kasabalıya, başörtülüye, yani ötekine olan kin ve nefretinden dolayı toplumun diğer yarısına karşı kaybettiği statüsünü yeniden kazanmaya çalışan modern elitler, memnun ve mesut değillerdi.

Nasıl olurdu da, bu ülkenin, cumhuriyetin, devletin ve de tüm değerlerin sahipleri dururken; bu cahil, makarnacı, yobaz insanların desteklediği bir iktidar kendilerini yönetirdi.

Oysa onlar; dindardı, cahildi, üç kuruşa oylarını satarlardı.

O yüzden onların oylarının da, düşüncelerinin de ve hatta mevcudiyetlerinin de hiçbir anlamı yoktu!

Sonunda mutlaka bu ülkenin yönetimi, birileri tarafından kendilerini verilir ve yine onlar mutlu, mesut yaşamaya devam ederlerdi.

Ama ne yazık ki, durum hiç de öyle olmadı.

O makarnaya, kömüre, şekere satılan oylar ha bire yükseliyor, gücünü pekiştiren AK Parti hiç de iktidardan gitmiyordu.

Yapılması gereken; bu iktidara karşı olan tüm güçler bir araya gelmeli, mutlak surette bu iktidardan kurtulmak gerekliydi.

Tam da bu noktada iktidara savaş açan cemaat kimilerine kurtuluş gibi geldi.

Yani demem o ki, bugün darbeyi mahcup da olsa destekleyen ya da karşı çıkmayanların büyük bölümünün ruh dünyası bu durumdaydı.

AK Parti ve özellikle Erdoğan bu ülkenin başından gitsin de, isterse ülke batsın, yerine kim gelirse gelsin, hiç de umurlarında değildi.

O yüzdendir ki, darbe haberini alır almaz kimileri 10. yıl marşıyla kutlamalara başladılar.

O yüzdendir ki; kimileri günlerce üzüntülerinden yemeden içmeden kesildiler, sokağa çıkamaz oldular.

“Böyle de darbe mi, olur, bunlarda ne beceriksiz çıktılar!” diye hayıflananlar olduğu gibi bazıları da “darbeye karşıyız ama….”.diye başlayan utangaç ifadelerin arkasına saklandılar.

Biz biliyoruz ki, bu ülkede en başından beri cuntacılar, darbe seviciler hep vardılar, bundan sonra da olacaklar.

Çünkü onlar, demokrasiye, halk iradesine inanmazlar.

Onlar demokrasiyi, kendi hegemonyaları ve statülerinin devamı için isterler.

Mevcut iktidar partisinin geçmişte yaptığı yanlış ve adil olmayan uygulamaları örnek göstererek, amalı, fakatlı, lakinli itirazların altında yatan, bu ruh halidir.

Gerçek demokrat bilir ve inanır ki; “darbe kimler tarafından, kimlere karşı, hangi yöntemlerle ya da hangi amaçlarla yapılırsa yapılsın, bir insanlık suçudur ve vicdanı olan her insan buna karşı çıkmalıdır.”

Sonucunda kim karlı çıkarmış, kim güç kazanırmış demeden, hiçbir neden ve gerekçe göstermeden, utanmadan, sıkılmadan, darbelere karşı çıkmak zorundayız.

Kuşkusuz bu son yapılan darbeyi “ardından sivil darbe gelecek” türünden bahanelerle hafife alanlar, “Erdoğan, başkanlık sisteminin yolunu açmak için kendisi planladı” gibi senaryolar üretenler olacaktır.

Kim ne derse desin, bu darbe göstermiştir ki; devleti yönetenlerin kabul edilemez boyutta zafiyetleri, eksikleri, hataları vardır.

Bu hastalık bünyeyi öylesine sarmış ki, şimdi çok titiz operasyonlarla bu öldürücü urlardan kurtulmak gerekiyor.

Hastalığı bir çırpıda yok edelim derken, bünyede çok daha kalıcı tahribatlar oluşturmak da mümkün.

Geçmişte yapılan adli hatalara düşülmeden, hukuk çerçevesinde yargılamalar yaparak suçlular cezalandırılmalı, isteği dışında suça iştirak ettirilmiş masum insanlar mağdur edilmemelidir.

Son birkaç gün içinde devlet katında oluşan kimi olumlu gelişmeler, toplumsal uzlaşıya dönük çabalar mutlaka emeği geçenlere takdir olarak geri dönecektir.

(Devam edecek)

Yorumlar
Ad Soyad
E-Posta
Başlık
Yorum
Yazarın Diğer Yazıları
Ayhan Ongun
Serdar Karcılıoğlu
Ahmet Karataş
Deniz Poyraz
Dr. Gürol Oral
www.kenttv.net © 2000 - 2017 | Bodrum Kent Radyo Tv. A.ޞ. | Kalekonut Sosyal Tesisleri BODRUM - MUĞLA | Tel: 0252 317 30 30 (PBX)