Either scripts and active content are not permitted to run or Adobe Flash Player version 11.1.0 or greater is not installed.

Get Adobe Flash Player
canlı izle
Köşeli Yazılar
NİYET ÜZERİNDEN POLİTİKA YAPILMAZ
Ayhan Ongun
10/08/2016
[email protected]

Gerek kişisel ve kurumsal ilişkilerde, gerekse uluslar arası ilişkilerde politika, mevcut verili durum ve gelecek projeksiyonları üzerinden yapılır.

Ancak Türkiye de son dönemlerde, karşılıklı gerilim politikaları, ötekini alt etme çabaları ve rövanşist yaklaşımlar yüzünden niyet ya da hayali senaryolar, en çok da algı üzerinden siyaset yapılmaya başlandı.

Durum öyle olunca da önyargılar daha ön plana çıkıyor ve bizim gibi düşünmeyen kişi ya da gruplara öteki gözüyle bakıyor, ötekinin yaptığı her şeye de karşı çıkıyoruz.

Bu tespitten sonra konuyu biraz açmak gerekirse,

Türkiye de normalleşmenin önündeki en büyük engel; önyargılarımız ve vazgeçemediğimiz, tabulaştırdığımız değer yargılarımızdır.

Bundan kurtulmanın yolu da, hayatı, insanları ve olguları ayrımsız ve objektif değerlendirmelerle sorgulamaktan geçiyor.

Ne yazık ki, soran, sorgulayan, hesap soran, hesap veren, gerektiğinde özeleştiri yapan bireylerden oluşan bir toplum olmayı başaramadık.

Kendi içinde yaşadığı terör sorunu bir yana, bölgemizde yaşanan çatışmalar nedeniyle olağanüstü günlerden geçen ülkemiz, son yaşanan darbe girişimiyle belki şimdiye kadar hiç olmadığı kadar normalleşebilme fırsatı yakaladı.

Çok uzun yıllardan beri yapılan illegal çalışmalar sonunda bir ahtapot gibi devlet kurum ve kuruluşlarını saran derin yapılanmanın dağıtıldığı ve devlet organizasyonunun yeniden düzenlenmeye çalışıldığı şu günlerde atılan kimi olumlu adımları doğrusu ben önemsiyorum.

Daha yakın zamana kadar, birbirlerine selam vermeyen, en ağır sözleri sarfeden liderlerin, üstelik de Cumhurbaşkanının talebiyle farklı platformlarda bir araya gelmeleri Türkiye nin normalleşmesi adına çok olumlu gelişmelerdir.

yeniden yapacağız Şimdi inanıyorum, bu yazıyı okuyan bir çok kişi anında” bakmayın Erdoğan’ın şu anki yaptıklarına, kesinlikle samimi değildir, siyaset yapıyor.” Diyecektir.

Siyaset yaptığı doğrudur.

Tüm diğer liderlerin de kendi tabanlarına yönelik bir siyasi tavır olarak Beştepe’ye gittikleri, Yenikapı mitingine katıldıkları da bir gerçek.

Bir lider ya da siyasi parti, geçmişi yanlışlarla dolu olsa da bugün doğru bir şey yapıyorsa, yanında durmak gerekir, diye düşünüyorum.

Nasıl 15 temmuz darbe girişiminin hemen ardından Erdoğan’ın “Topçu kışlasını yeniden yapacağız” söylemi zamansız ve yanlışsa, böyle bir tehlikenin ardından siyasi parti liderleriyle görüşmesi ve Yenikapı mitingine davet etmesi de bir o kadar doğru bir politikadır.

Keza muhalefet liderlerinin ve özellikle de Kılıçdaroğlu’nun karar değiştirerek mitingde konuşması da doğru bir karardır.

CHP içinde kimi kesimlerin hala Erdoğan karşıtlığı üzerinden politika geliştirilmesi niyet ve taleplerinin CHP tabanında da, toplumun büyük kesiminde de karşılık bulmadığı görülmüştür.

Gerek Kılıçdaroğlu, gerekse Bahçeli siyasi yaşamları boyunca bir daha bulamayacakları bir kalabalık kitleye hitap etme fırsatı bulmuşlardır.

Büyük bölümünün AK Parti’ ye oy vermiş insanlardan oluştuğu bu kitleye verilecek her doğru mesaj, o kitleyle iletişim kanallarını açmak için önemli bir fırsattır.

Ak Parti iktidarını değiştirmenin yolu da çoğunluğu ele geçirmekten geçiyor.

Çoğunluk da orada, meydanlarda duruyor.

Hala o kitleyi küçümser, üstenci bir tavırla kendinizi ülkenin tek ve mutlak sahibi görme yanlışını sürdürürseniz, yine kimi silahlı güçlerin size iktidarı sunmasını beklersiniz ki, bunun siyasi literatürdeki adı, darbe severliktir, cuntacılıktır.

Her türden darbenin insanlık için nasıl bir tehlike, nasıl bir kötülük ve ayıp olduğunu artık herkesin kabul etmesi gerekir.

İstemediğimiz iktidarı devirmek için; cumhuriyet değerleri ya da kuruluş felsefesini bahane ederek, kırmızı çizgileri gerekçe göstererek, gerektiğinde orduyu da yanımıza alırız” türünden darbeci anlayışlara artık bu ülkenin tahammülü yoktur.

Darbe kim tarafından, kime karşı ya da hangi gerekçelerle yapılırsa yapılsın, bir insanlık ayıbıdır.

Kendi toplumsal dinamiklerine, halk iradesine güvenmeyerek, bu ülkeyi yönetme hakkının bir miras gibi kendilerine devredildiğini sananların darbeyi aklama çabaları daha büyük ayıptır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık konusundaki ısrarı ve kimi zaman kendi tabanına yönelik taktik gündem saptırmaları da bir siyaset tarzıdır.

Kendi ajandasında daha başka beklentileri de olabilir.

Ancak bizler için önemli olan insanların niyetinden çok nerede durduğu, ne yapmak istediğidir.

Görünen o ki, Erdoğan da AK Parti de tek başlarına ülkede normalleşmeyi gerçekleştiremeyeceklerini görerek muhalefeti önemsemeye başladılar.

Bazan sosyal ve siyasal durum, ne kadar güçlü olsanız, güçlü bir kitle desteğine sahip olsanız da sizi isteğiniz dışında kendi dışınızdakilerle işbirliği ve uzlaşmaya zorlar.

Böylesi durumlarda, “sen benim düşmanımsın, geçmişte çok yanlışlar yaptın, samimi değilsin, takiyye yapıyorsun, seninle yol yürünmez” gibi gerekçeler ileri sürerek uzlaşmaz bir tavır sergilemek, onu yapanları siyaset sahnesinden siler, götürür.

Burada asıl üzerinde durulması gereken nokta, Kürt yurttaşlarımızın durumudur.

Parlamentoda temsil hakkı kazanmış bir partiyi bu toplumsal barış sürecine dahil etmenin yolunu bulmak zorundayız.

Kuşkusuz HDP'de bu sürece katılmak ve ülkenin normalleşmesine katkı koymak için daha titiz ve sorumlu bir siyaset izlemek zorundadır.

Sonuç olarak, içinde bulunduğumuz çok özel koşullarda siyasi kapris ve komplekslerimizi bir kenara koyup, atılacak her doğru ve olumlu adıma destek vermek hepimiz için bir yurttaşlık görevidir.

Hiç kimsenin, hiçbir gerekçeyle bu görevi erteleme, savsaklama hele de görevden kaçma lüksü yoktur.

Yorumlar
Ad Soyad
E-Posta
Başlık
Yorum
Yazarın Diğer Yazıları
Ayhan Ongun
Serdar Karcılıoğlu
Ahmet Karataş
Deniz Poyraz
Orhan Beşiroğlu
www.kenttv.net © 2000 - 2017 | Bodrum Kent Radyo Tv. A.ޞ. | Kalekonut Sosyal Tesisleri BODRUM - MUĞLA | Tel: 0252 317 30 30 (PBX)