Either scripts and active content are not permitted to run or Adobe Flash Player version 11.1.0 or greater is not installed.

Get Adobe Flash Player
canlı izle
Köşeli Yazılar
DEĞİŞİME DİRENMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ
Ayhan Ongun
17/08/2016
[email protected]

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son günlerdeki ilginç açıklamaları toplumda yine kafaları karıştırdı.

            Değişime, diyaloğa ve uzlaşıya açık yaklaşımları ve bu konularda gösterdiği duyarlılık kamuoyunda biraz şaşkınlık yarattı.

            Kimileri endişeyle, kimileri ihtiyatla karşılarken, bilimsel kuşku temelinde objektif ve gerçekçi bakış açısıyla değerlendiren önemli bir kesimde bu değişim olumlu karşılandı.

            Bir yanıyla baktığımızda; iktidara geldiği günden bu yana Erdoğan’ı kabullenemeyen, tanımak istemeyen ve hatta yok sayan ulusalcı kesimler için bu durum hiç inandırıcı değildi ve” Erdoğan kesin taktik bir manevra yapıyordu.”Onun tek amacı başkanlığa giden yoldaki engelleri ortadan kaldırmaktı ve darbe girişimi de bunun için uygun koşulları yaratmıştı.

            Bir diğer kesime göre ise; atılan adımlar ne kadar olumlu da olsa, sonunda bundan AK Parti ve Erdoğan kazançlı çıkacaktı, o yüzden desteklemek doğru olmazdı.her ne pahasına olursa olsun, Erdoğan dan gelecek her hamle tehlikeliydi ve karşı çıkılmalıydı.

            Her iki kesimin dayandığı temel arguman, geçmişte de Erdoğan ve AK Parti benzer adımlar atmıştı ama işine gelmediği anda hiç tereddür etmeden vazgeçmişti!.

            İki görüşte de öne çıkan konu, iktidarla toplumun belli kesiminde oluşan güven bunalımıydı ve en önemli sorun da bu bunalımın aşılamayacağına ilişkin toptancı önyargılardı.

            Eğer devletin en tepesindeki kişi” Türkiye de artık hiçbir şey 15 Temmuz öncesindeki gibi olamaz, hele de ben hiç eskisi gibi davranamam” diyorsa ona inanmak ve normalleşme adına atılan adımları desteklemek zorundayız.

            Biliyorum, şu an birçoğunuz geçmişi örnek göstererek böyle bir değişimin mümkün olamayacağını iddia edeceksiniz.

            Değişim dediğimiz olgu, bugünden yarına gerçekleşebilecek bir şey olmadığı gibi, kimin ne kadar değişebileceğine karar vermeye hiçbirimizin ne hakkı ne de yetkisi vardır.

            Aksi durum, değişimin özüne de sosyolojisine uygun düşmez.

            İnsanlar değişmeli ki, toplum değişsin.

            Toplum değişsin, önyargılarından kurtulsun ki, barış ve diyalog ortamı oluşsun, kutuplaşma sona ersin.

            15 temmuz sonrası iktidar kanadındaki bu değişikliği bir taktik olarak da değerlendirebiliriz. Yaşadığımız küresel dünyada oluşan ekonomik ve siyasal konjöktür AK Parti ve Erdoğan’ı bu değişime zorlamıştır, ülkeyi tek başına yönetemeyeceklerini anlamışlardır şeklinde yorumlamak da mümkün.

            Doğrusu ben kendi adıma Erdoğan ve AK Parti de zorunlu bir zihniyet değişimi yaşandığını düşünüyor ve bu gelişmeyi önemsiyorum.

            Bu değişime de salt AK Parti karşıtlığı üzerinden bakarak temkinli yaklaşanları da anlamaya çalışıyorum.

            Türkiye’nin normalleşmesi, gerçek anlamda demokratik, sosyal bir hukuk devleti olabilmesinin yolunun, birbirimizi anlamaya yönelik bir toplumsal uzlaşı kültürünün yerleşmesinden geçtiğine inanıyorum.

            İnanıyor ve umuyorum ki, kim tarafından hangi niyetle olursa olsun; atılan her olumlu adım toplumda gerçek karşılığını bulur ve tez zamanda normal bir ülkede yaşıyor olmanın hazzını ve keyfini süreriz.

            Bunun çok kolay olmayacağını da biliyorum kuşkusuz.

            Ancak sürekli gerilim, kaos ve terör ortamında, kin ve nefret söylemlerinden kurtulmamız, barış dili kullanmamız ve geleceğe ilişkin umutlarımızı diri ve taze tutmaktan başka da çıkar yol görünmüyor.

            Başkalarını ötelemeden, ötekileştirmeden, eşit yurttaşlık temelinde barış içinde bir arada yaşayabilmenin ortam ve koşullarının oluşması her birimizin göstereceği çaba ve fedakarlıkla ancak mümkün olacaktır.

            Asıl bu konuda yapılacak çalışma ve çabalar kutsaldır.

            Barış ve demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine değer veren herkesin tabularından arınması, ortak akıl etrafında birleşmesi gerçeği yaşamsal önem kazanmıştır.

            Bizlere düşen görev de, bu gerçekten hareketle; sevgi odaklı, insan ve emek eksenli bir dünyanın oluşması, özgür bireylerin barış içinde yaşadığı demokratik bir Türkiye özleminin sürdürülmesi, hayata geçirilmesi için halk iradesine saygı göstermek, bunun dışındaki tüm baskıcı, darbeci zihniyetlere karşı hep birlikte mücadele etmek olmalıdır.

            15 temmuz darbe girişimi, bunun olabileceğini kanıtlamıştır.

            “Dünyada değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir. “

Yorumlar
Ad Soyad
E-Posta
Başlık
Yorum
Yazarın Diğer Yazıları
Ayhan Ongun
Serdar Karcılıoğlu
Ahmet Karataş
Deniz Poyraz
Dr. Gürol Oral
www.kenttv.net © 2000 - 2017 | Bodrum Kent Radyo Tv. A.ޞ. | Kalekonut Sosyal Tesisleri BODRUM - MUĞLA | Tel: 0252 317 30 30 (PBX)