DR. JOHN DEMARTINI VE METODU

DR. JOHN DEMARTINI VE METODU
array(6) { ["banner_size_id"]=> int(2) ["campaign_id"]=> string(2) "17" ["banner"]=> string(55) "uploads/images/img_5e4e468d220743-63104389-79175967.gif" ["banner_text"]=> string(19) "Helvacıoğlu Yatay" ["banner_url"]=> string(39) "https://www.ford-helvacioglu-mugla.com/" ["banner_hash"]=> string(64) "c2d442bcf644e36561b13a2a29e34bde495114bcf8a637fc534ab46b50c6459b" }

Bir önceki yazımda, sizleri beyninizi zorlayacağım diye uyarmıştım hatırlarsanız.

Şimdi hazırsak başlayalım…

Efendim Dr. John Demartini kardeşimiz tamı tamına 65 yaşında ve yüzünde 1 tek çizgi yok!

Dolgu ve botoks da yok merak etmeyin.

%100 Yaşam enerjisiyle yaşayan ve bilinciyle nefes alan, ender rastladığımız bir canlı türü.

11 Ocak ve 12 Ocak tarihlerinde dediğim gibi Nevşah Fidan Karamehmet vasıtasıyla İstanbul Raffles Otel’de düzenlenen ve ilk defa Türkiye’ye gelen davranış bilimleri uzmanı, araştırmacı, en çok satan yazar, uluslararası eğitimci kendisi.

YOK YOK YANİ!

2 tam gün, 30 saat süren eğitime katıldım. 270 kişi olarak gözümüzü kırpmadan adamı dinledik!

Dinlemenin ötesine geçtiğimiz zamanlarda, demolar yaptık ve uyguladık.

Yani aslında basında yazıldığı gibi “AFFETME SEMİNERİ” değildi!

Affetmenin ne gibi bir semineri olur, onu da merak etmedim değil!

Birkaç magazinsel isim katılınca haliyle reklamın iyisi kötüsü olmaz işe yarıyor.

Hayat hikâyesi beni etkiledi. Çocukken kendisine disleksi ve konuşma engelli teşhisi konmuş.   

Evi çocuk yaşta terk etmiş, sokaklarda yaşamış, kendi anlatımıyla tam bir sefil hayat sürerken;

Sihirli bir el olarak tanımladığım biriyle yolları kesişmiş diyelim ve genç yaşta şimdiki yaşamını inşa etmeye başlamış ve etmiş…

Kendini anlatmaya ve araştırmaya adamış, tüm işlerini delege etmiş. O sadece ANLATAN, PAYLAŞAN, ÖĞRETEN olmuş.

Telefon ve araba kullanmıyor…

Secret kitabının ve filminin arka yüzü.

Ve kendi metodunu yaratarak bugün 65’e yakın ülkede DEMARTINI METODUNU ve diğer öğretilerini paylaşıyor.

Bitmek, yorulmak bilmeyen bir enerji ve bedenle sahnede, anlatıyor da anlatıyor!

Hepimizin önünde kitapçıklar var ama biz yazıyoruz da yazıyoruz!

Ne mi yazıyoruz, yahut ne mi anlatıyor?

BİLİNCİN UYANIŞINI

Ha, bunları bilmiyor muyuz?

Biliyoruz elbet hatta her şeyi maşallah çok iyi bilip, üzerine master degree yapıp, ahkâm kesiyoruz!

Bir metodu somut olarak önünüze sunarlarsa eğer tüm cevaplarıyla, hele bu cevaplar sizin nöronlarınızın nasıl yer değiştirebildiğine işaretse 
O zaman yazarsın da, anlatırsın da!

2020 için uyanış yılı demiştik hani.

Biz yüzeydeki halimizle, yaşamdaki anlam yüklediğimiz bir sürü şeyle uğraşırken uyku devam ediyor.

Ne zaman ki bir şeyler artık değişmeli, kabıma sığmıyorum hissiyle irkiliyoruz o zaman nöronlar hizmet etmeye başlıyor.

Metodun içeriği hakkında sadece şunu söyleyebilirim;

Travmanın 3 saat içinde yok olabileceğini.

Sahnede yas travması üzerinde bir arkadaşımızla çalıştı.

Ölüm acısını, minnet, şükür ve sevgi ile bitirttirip indirdi!

Zira yüklenen anlam ve kavramlar yer değiştirdi.

Oha! Yuh! Oldum. "Nasıl yani ya" derken buldum kendimi.

Hisleriniz, düşünceleriniz, enerji bedeniniz eğer uyanış içindeyse, bu titreşimi kullanmanız gerekiyor.

Resmin bütününü görmek yani

Kendinin tam ve bütün olarak kabul etmek, özünle bağlantıya geçmek

Bu kötü, bu iyi, bu çirkin, bu güzel etiketlerini buket haline getirip sunabilmek bir uyanışın başlangıcı olabilir!

Yunus EMRE : “BİR BEN VARDIR BENDE, BENDEN İÇERİ” derken, içinizdeki özünüzden bahsediyor

Eğer, sen kendi üzerinde çalışır, bilincini eğitirsen,

O ilahi özüne ulaşırsın!

5 duyunla yaptığın, uyguladığın herşeyin tıpkısının aynısının, karşındakinde de olduğunu hatırlatan bir metot, bir yol haritası Dr. John Demartini’nin bizlere sunduğu.

Çok severiz işaret parmağımızı kullanıp, karşımızdakini suçlu göstermeyi…

İşte bu metot ne suçlu ne suçsuz diyerek işaret parmağını kullanmayı öğretiyor size.

Sonunda işaret parmağınıza pek bir sevimli bakarken görüyorsunuz kendinizi, benden söylemesi.

Biz düşünen bir toplum değiliz maalesef, hali hazırda olanı tüketip, başka şeylere çok çabuk yöneliyoruz.

Bu metot, kendin üzerinde, seni ve blokajlarını zorlayarak çalıştırmaya yönelik.

Bir kere uyandı mı insan, gerisi inanın kendinize, bu bir şölen.

Ve hatırlatayım; Hepimiz şölenlerimize bir bedel ödemek durumundayız.

Anlam yüklediğimiz her şey, bizi bloke ve sabote eden kavramlardır.

Ne zaman özgürleşirsin tüm kavramlardan, ÖZÜNE hoş geldin dersin.

Hoş bulmanız dileğiyle…


Sevgiyle kalın