MUÇEP'ten Torba Yasa Açıklaması

Muğla Çevre Platfomu (MUÇEP) “Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Torba Kanun Teklifi”ne karşı Bodrum’da bir basın açıklaması yaptı.

MUÇEP'ten Torba Yasa Açıklaması

Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, geçtiğimiz günlerde TBMM Başkanlığına sunuldu. AK Parti İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve AK Partili milletvekili arkadaşlarının imzasını taşıyan teklifle, maden arama ve işletme ruhsatlarının verilmesi, birleştirilmesi, sürelerinin uzatılması, devir ve intikalleri ile çevreyle uyum bedeli iadelerine ilişkin müracaatlar dışında, vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge aranılması zorunluluğu kaldırılacak.

Gölköy Sulak Alanı’nda bir araya gelen MUÇEP Bodrum üyeleri “Yaşam hakkı torbaya sığmaz, maden ve enerji yasa teklifi geri çekilsin” diyerek basın açıklaması yaptılar. Eşsözcüler Güney Şirin ve Umay Karabaş tarafından okunan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Toplumda demokrasi ve hukukun gereklerini insan hakları prensiplerine dayalı olarak yerine getirmek, halkın sağlığı ve mutluluğunu korumak milletvekillerinin esas görevi olmalıdır. Buna rağmen doğa talanına karşı açıkça ortaya koymuş olduğumuz irademiz AKP’li milletvekilleri tarafından yok sayıldı. 5 Ekim tarihinde doğa talanının önünü vahşilik derecesinde açacak bir torba yasa teklifi AKP’li milletvekilleri tarafından meclis gündemine sunuldu. TBMM’nin ilgili Komisyonu’nda onaylanan ve önümüzdeki günlerde Meclis Genel Kurulu’nda görüşmeye açılacak, “Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Torba Kanun Teklifi” ile ekonomik büyüme adı altında ekolojik yıkım ve talan dayatılıyor. Birçok kanunda değişiklik öngören bu Torba Kanun Teklifi havayı, suyu, toprağı, ormanları, gıdayı, yaban hayatını, tarım ve yaşam alanlarını sömürerek yok eden bir avuç maden ve enerji şirketine yeni imtiyazlar ve teşvikler sağlarken, tüm canlıların yaşam hakkına yönelik saldırıları, şu anki yağma düzenini ve denetimsizliği dahi fersah fersah aşacak bir düzeye getirmeyi hedefliyor.

Bu torba yasa onaylandığı takdirde; 

- Asgari ücretlilerden zorunlu gelir vergisi alınırken, yaşam hakkını ihlal eden bir avuç maden ve enerji şirketi çeşitli vergilerden muaf tutulacak… 
- Maden ve enerji şirketleri, faaliyet gösterdikleri ruhsat alanları dışına taşıp ekosisteme geri dönülmez zararlar verebilecek… 
- Köylülerin arazileri yok pahasına şirketlere devredilecek… 
- Maden ve enerji şirketlerinin yatırım bölgelerinde yer alan araziler, tarım alanları ‘kamu yararı kararı’ olmaksızın istimlak edilerek bu şirketlere peşkeş çekilecek… 
- Gaz dağıtım şirketlerinin maliyetlerini düşürmek için, şebeke kurarken alt yapıda yarattıkları tahribatın düzeltilmesi yerel yönetimlere yüklenecek... 
- Araba lastiği, orman ürünleri ve çöp yakarak elde edilen enerji ‘yenilenebilir’ sayılacak ve şirketler teşviklerden yararlanacak. Bununla birlikte, hali hazırda Avrupa’nın dağ gibi çöp yığınlarıyla boğuşan Türkiye, özellikle lastik atıkların boca edildiği dünyanın atık/imha depolarından biri haline gelecek. Havaya salınacak zehirli kimyasal atıklar geri dönülmez şekilde halk sağlığı sorunlarına neden olacak… 
- Kanunda tüketicilere düşük maliyetli enerji sağlama sözü verilse de enerjinin verimli kullanılmasına ilişkin hiçbir düzenleme yapılmamakla birlikte kayıp-kaçak bedellerinin hukuksuz bir şekilde tüketicilere yüklenmesine devam edilecek…

Yürütülen kampanyalar sonucunda tüm canlıların yaşam hakkına saldırı anlamı taşıyan ve Türkiye’nin dört bir yanındaki ekolojik yıkımları daimi hale getirecek bu torba yasanın TBMM komisyonlarında tartışılması sürecinde 2 maddede kötünün iyisi diyebileceğimiz değişiklikler yapıldı. Diğer yandan teklifin ilk halinde bulunmayan daha olumsuz bir düzenleme, teklif metnine eklendi. Bu süreç bize gösterdi ki, sesimizi birlikte ve daha etkili bir şekilde yükselttiğimizde sonuç alabiliyoruz. O yüzden bugün Türkiye’nin birçok şehrinde bu eş zamanlı basın açıklamasını yaparak meclise bir mesaj vermek istiyoruz: Doğa katliamının, ekolojik felaketlerin, biyoçeşitlilik kaybının, iklim krizinin ve sömürünün önüne geçmek için Torba Yasayı geri çek! Çünkü doğada ahenkli bir şekilde varlıklarını sürdüren canlıların yaşam hakkı torba yasaya sığmaz.

Esasen, bu yasa teklifi, teklifi sunan milletvekillerinin de çok rahat ve açık bir şekilde belirttiği gibi, sadece özel sektör kurumlarının faaliyetlerini daha hızlı, kolay ve denetimlere takılmadan yapabilmelerini sağlamak amacını taşımaktadır. Biz ise enerji demokrasisini, sosyal adaleti ve doğanın haklarını gözeten ve uygulamaya geçiren politikaların bir an önce kanunlaştırılmasını talep ediyoruz. Doğayla uyumlu ve sağlıklı bir toplumsal yaşamın, ekolojik prensiplerle inşa edilebileceğini biliyoruz. Bunun için tek eksiğimiz toplumsal irademizin siyasetin gündemine yansıması.

Gündelik hayatımızın her anında yüzleşmek zorunda kaldığımız Covid-19 krizinin doğanın tahrip edilmesinden kaynaklandığını biliyoruz. Bu nedenle hep birlikte sesleniyoruz, duyun bizi, duyun ve bizlerle birlikte haykırın: Yaşam Hakkı Torbaya Sığmaz.”