12°
Hava Durumu
Hissedilen : 12.2°
Gorus Mesafesi : 10.0 Km
Basinc : 1021 hPa
Ruzgar : 1.9 Km/S - GB
Nem : 67%
canlı izle
Süzgeç
DİNSİZ ALEVİLİK, İMANSIZ KÜRTLÜK
Ahmet Karataş
30/07/2015

Suruç’taki şüpheli ve şaibeli canlı bomba eylemi bir kez daha gösterdi ki, Türkiye’ye yüzyılın en büyük tuzağı hazırlanıyor.

Ortadoğu haritasını değiştirmeye ve yeniden kodlanmış sömürge adacıkları kurmaya yeminli işgal kuvvetleri, laboratuar ürünü PKK, IŞİD vb. örgütler taşeronluğunda Türkiye’yi saf dışı bırakmaya, İslam coğrafyasından tecrit etmeye yeminli gibi görünüyor.

Ancak bu sefer evdeki (pardon, laboratuardaki) hesapları çarşıya uymayacak. Devletimizin gücü ve feraseti, milletimizin imanı ve sağduyusu bu sefer karanlık tuzakları parçalamaya yetecektir. İkinci yüzyılın esaret zincirini bu sefer boynumuza geçiremeyecekler.

Bazen sözüm ona İslami, bazen de etnik nifak odaklarının maskeleri düştükçe halkımız gerçekleri daha net görecek ve yeniden helalleşme, kardeşleşme süreci kaldığı yerden devam edecek. Kimse karamsar olmasın, yeise kapılmasın. Büyük Türkiye’yi hep birlikte yeniden inşa edeceğiz. Bu inşa önce gönüllerde başlayacak, sonra da tüm insanlığın model alacağı bir inkılâpla taçlanacak.

Her ne kadar menfur Suruç hadisesi bahane edilerek terör eylemleri yeniden başlatılsa da gerçek er ya da geç ortaya çıkacak, hainler deşifre olacaktır. Belki de Suruç patlamasının sarsıntısı idrakimizi ve gönlümüzü açacak.

Ancak çok girift, bir o kadar da tehlikeli bir virajda olduğumuz gerçeğini görmezden gelemeyiz. Onun içindir ki özellikle bu çektiğimiz sıkıntıları Anadolu kardeşliği, ikinci bin yılına biraz sancılı ama arınmış olarak, tuzakları parçalayarak girecek hepsi o kadar.

Hükümetler devletin bekası, halkın huzur ve refahı için vardır. Bu nedenledir ki, hükümet devlet, devlet de millet demektir. Bu tanımı niçin yapıyorum? Son zamanlarda muhalefet cenahında tehlikeli bir üslup moda oldu. Muhalefet liderleri mal bulmuş Mağribi gibi bu yöntemden beslenmeye ve geçinmeye başladılar. Demokratik yollarla hükümet olmuş siyasi kadroyu ve liderini düşürmek için ve kendilerine alan açmak için devletin yıpranmasında beis görmeyen bu güruh emperyalistlerin meşhur ŞARK PLANI’na maşa olmaktan da çekinmiyorlar.

Türkmenlere yardım götüren MİT’in bilgisi dâhilindeki tırların durdurulması, (masum müntesipleri hariç) Paralel Örgütün (FETÖ) ihanetleri, Kobani ambalajlı ayaklanma provası, Türkiye’nin DEAŞ’a yardım ve yataklık ettiği hakkındaki alçakça iftiralar ve Suruç patlamasının sorumlusu olarak devletin ve iktidarın gösterilmesi gibi eylem ve gelişmelerden anlıyoruz ki; kökü veya ipi dışarıda olanlar hükümeti düşürmek için devleti bile bile imha etmeyi göze almışlar.

Ne yaparlarsa yapsınlar nafile Türkiye’nin mecbur bırakıldığı  son askeri operasyonlarla çözüm sürecinin bitmesini dörtgözle bekleyen zavallılar yine yanılacaklar. İsrail’in ve Batının değirmenine su taşıyan taşeronlar efendileri tarafından nasıl kullanıldıklarını ve sümük sildikleri peçete gibi nasıl çöp sepetine attıklarını tekrara görmüş olacaklar.Çünkü tarih tekerrürden ibarettir.

Peki, TSK bu operasyonlara niçin mecbur bırakıldı? Yol kesmeler, halkı silahlanmaya çağırmalar, yıllardır devam eden sözde mahkemeler ve vergi adı altında haraç toplamalar, kamu otoritesini hiçe sayan eylemler, 7 Haziran’daki sandık kepazeliği zorla dağa adam kaçırmalar ve hiçbir makul ve kanıtlanmış gerekçe yokken çözüm sürecinin bittiğinin ilan edilmesi, ardından da peş peşe güvenlik güçlerimizin kalleşçe şehit edilmelerinden sonra daha ne kadar beklenecekti? Veya bu işin sonu nereye varacaktı?

Bu mektubu bir de tersten okuyalım “ Ey TC sen bana dünyanın en ileri demokrasilerindeki hakların ötesinde haklar versen de, Güneydoğu’yu baştanbaşa abat etsen de, barajlarla, yollarla, fabrikalarla halkımın yaşam kalitesini ve gelir düzeyini yükseltsen de ben asla kan dökmekten ve Türkiye’yi güçsüz düşürmekten, hatta bölme hayalinden vazgeçmeyeceğim. Çünkü bana yaşam hakkı veren efendilerim böyle buyurdu.” Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Son olayların bundan başka bir izahı olabilir mi?

Mademki terör örgütü ve onun siyasi uzantısı olarak böyle gizli bir amacınız var, hangi hakla demokrasiden ve barıştan bahsederek halkı kandırıyorsunuz? Amacınız gerçekten ülkeyi bölmekse efendileriniz böyle buyurmuş olsalar da, en azından bu seferlik tekrar düşünün, taşının ve eteğinizdeki taşı dökün, elinizdeki silahı bırakın, gelin yeni Türkiye’yi hep birlikte kuralım ve nimetlerinden hep birlikte eşit olarak yararlanalım.

Unutulmasın ki hiçbir demokratik ülkede devlet kendinden başka hiçbir silahlı güce asla müsaade etmez.

Yok, hala ikna olmak istemiyorsanız, Allah aşkına söyleyin, kan dökmenin ve döktürmenin dışında ne istiyorsunuz? Daha fazla hizmet mi, daha fazla yatırım mı, daha fazla demokrasi mi? Gelin bunları müzakere edelim. Hele bu halk size TBMM’de demokratik siyaset yapma yetkisini vermişken gelin, bu barış ve kardeşlik yoluna dinamit koymayalım. Saz çalan eller biranda keleş tutmasın.

Kimse milleti sersem, devleti aptal sanmasın. Herkes herşeyin farkında. Eninde sonunda bu işler çözülür, suyolunu bulur, gün gelir maskeler düşer. Ancak anlatmak istediğim şey; bu topraklarda oynanan oyuna alet olunmasın daha fazla kan akmasın, artık analar ağlamasın. Genlerimizle oynanmasına müsaade etmeyelim.

Kaygusuz Abdal’dan, Hacı Bektaş-ı Veli’ye, Yunus Emre’ye, Aşık Veysel’e kadar uzanan ve buram buram Allah, Kitap, Peygamber ve Ehl-i Beyt kokan İslam kültürüyle bezenmiş Alevi geleneğine karşı nasıl Alman istihbaratı mahfillerinde Alisiz ve Allahsız Alevilik projesiyle Anadolu’yu ateistleştirmeye çalışıyorlarsa, aynı projenin bir devamı olarak Kürtleri de PKK eliyle sekülerileştirmeye yani dinsizleştirilmeye çalışılıyor. Proje budur. Üstelik haklı görünmek ve hak aramak adına bu kirli tuzağı etnik Kürt milliyetçiliği ambalajında pazarlıyorlar. Sorun buradadır mesele budur, uyan ey Kürt kardeşim.

Oyuna gelmeyelim, kardeşliğimizin bozulmasına izin vermeyelim, inadına barış, inadına kardeşlik diyelim. Ama unutmayalım ki, elinde silahla barış türküleri söylenemez, söylense de buna kimse inanmaz.

Şunu da belirteyim ki, devletin yeni yüzü, yeni Türkiye’yi inşa etmekte olan bu anlayış şayet Kürt kardeşimi benden ayrı tutar, onu hor görür, onun diline, dinine, örfüne, geleneklerine savaş açarsa, ona asimilasyona tabi tutmaya yeltenirse emin olun ki o anlayışla önce ben mücadele edeceğim. Söz veriyorum.

Bunun için, bu mutlu gelecek için ilk adım önce silahların susması, sonra da silahların bırakılmasıdır.

Hoşçakalın.                                                             

Yorumlar
Ad Soyad
E-Posta
Ba?lyk
Yorum
Yazaryn Di?er Yazylary
Ayhan Ongun
Serdar Karcılıoğlu
Ahmet Karataş
Deniz Poyraz
Orhan Beşiroğlu
www.kenttv.net © 2000 - 2017 | Bodrum Kent Radyo Tv. A.ޞ. | Kalekonut Sosyal Tesisleri BODRUM - MUĞLA | Tel: 0252 317 30 30 (PBX)