Either scripts and active content are not permitted to run or Adobe Flash Player version 11.1.0 or greater is not installed.

Get Adobe Flash Player
canlı izle
Köşeli Yazılar
TÜRKİYE BU AYIBI KALDIRAMAZ
Ayhan Ongun
23/05/2017

15 Temmuz darbesiyle ilgili iddianameler hazırlanıp, davalar görülmeye başladıkça bazı konular daha net biçimde açığa çıkmaya başladı.

Her birimizin kafasında bulunan bir dolu soru işaretlerine ne denli karşılık olur bilemem ama yine de belli ki, tarihin en önemli davalarından biri olarak kayıtlara geçecek.

Umarız yapılan bu hain kalkışmanın üzerindeki sır perdeleri aralanır ve en azından haksız yere tutuklanan ya da mağdur olan insanlar haklarını yeniden elde etme imkanına kavuşurlar.

Başlıkta da belirttiğim üzere, adil yapılacak yargılamalarla suçlular hak ettikleri cezaları elbette almalı ama, yalnızca kararnamelerle görevlerinden alınan, meslekten atılan, mağdur edilen kamu görevlilerinin bu mağduriyetlerinin daha uzun süre devam etmesi ülkemiz ve iktidar açısından da bir ayıptır ve Türkiye bu ayıbı kaldıramaz.

Daha da önemli bir ayıp, son günlerde sıkça dile getirilen idam talepleri.

15 Temmuz darbe girişimi sırasında eşini, çocuğunu, babasını yitiren ailelerin duygusal tepkilerini anlayışla karşılıyorum.

Yüreği evlat acısıyla yanan bir babanın, eşini yitirmiş bir kadının ve hatta bir yakını bu darbe girişimi sırasında yaralanmış, sakat kalmış, en kötüsü de yaşamını yitirmiş insanlardan mantıklı davranmasını bekleyemeyiz.

Ancak Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan da yeniden idam uygulamasının Türkiye’yi ne kadar zor durumda bırakacağını biliyor.
Keza bu konuyla ilgili bir referandum yapılması halinde halk nezdinde itibar görmeyeceğini de biliyor. Ancak şu sıcak günlerde milliyetçi kesime şirin görünmek adına idam cezasından yanaymış gibi görünmeye çalışıyor.

Tarih, yanlış infazların toplumda yarattığı acıların örnekleriyle doludur.

Mahkemeye getirilen sanıkların önüne urgan fırlatmak, “idam istiyoruz” sloganları atmak, bir anlamda vicdanlarımıza yeni ve derin çizikler atmaktır.

Yargılananların içinde bir kişinin bile yanlışlıkla idam edilmesinin ilerde telafisi mümkün olmayacağı gibi, artık gündemimizden çıkardığımız bir infaz yöntemini yeniden ortaya atmak, hem adalet sistemine, hem uluslararası sözleşmelere, hem anayasal haklara yapılacak önemli bir saldırıdır ve yine bu ülke bu ayıbı taşıyamaz.

Kaldı ki ülkemizde idam cezasını kaldıranlar da bu iktidarın mensupları iken, şimdi popülist yaklaşımlarla bu konunun gündemde kalmasından siyasi yarar umanlar, bu vebalin altında ezilmeye mahkumdur.

Böylesi iki yüzlü politikalar halkta karşılık bulmadığı gibi bunu uygulayan siyasetçilere de hiçbir yarar sağlamıyor.

Her fırsatta Adnan Menderes’e yapılan haksızlıktan, yanlış yere idam edildiğinden dem vuranların şimdi yeni bir idam vakasıyla Türkiye de halkı yeniden kutuplaştırmaya götürecek sürecin fitilini ateşlemesi doğru değildir.

Aynı iki yüzlü politikaları batılı ülkeler bize karşı uygulasalar da, Türkiye’nin yönünü batıdan ayırması, uygarlık ve evrensel değerlere yüz çevirmesi mümkün değildir.

Elbette her şeye rağmen Avrupa Birliği ya da batılı değerler demiyoruz ama akan suyun yönünü de değiştiremezsiniz.

Şehitler üzerinden prim yapmak adına idam söylemlerini yeniden dillendirmek, gündemde tutmaya çalışmak, özünde bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür.

İnsan yaşamı, inananlar için de kutsaldır, inanmayanlar için de çok değerlidir.

Ülke bütünlüğüne yönelik suç işleyenlerin en ağır şekilde cezalandırılmasını sanırım herkes istiyordur.

Ancak geçmişte, Menderes ve arkadaşlarını, Deniz Gezmiş ve yoldaşlarını, 12 Eylülde yüzlerce gencecik insanı darağacında sallandıranların bugün nasıl anıldıklarını hepimiz biliyoruz.

Bugün süren darbe soruşturmalarında bir dolu insanın haksız yere tutuklu bulunduğu, “kurunun yanında yaşın da yandığı” en yetkili ağızlardan ifade edilirken şimdi yeniden idam tartışmalarını halkın önüne getirmenin kime ne yararı olacaktır?

Geçmişte 27 Mayıs darbecilerini,12 mart işkencecilerini, 12 Eylül faşist paşalarını aklamak anlamına gelmez mi?

Bu toplum bir daha faili meçhuller olmasın, terör sona ersin, iç çatışmalar ve bölgesel savaşlardan kurtulalım beklentisi içindeyken yeniden idam çığırtkanlığı yapanların bu ülkeye bu ayıbı yeniden yaşatmaya hakları yoktur.

Artık gün, yeniden barışmak, kardeşçe bir arada yaşamak zamanıdır.

Artık gün, birbirimizi anlamaya, dinlemeye çalışmak, birbirimizin düşüncelerine saygı gösterme, tahammül etme günüdür.

Ayrılıklarımız, aykırılıklarımız yerine birleşen yanlarımızı öne çıkarma, farklılıklarımızı bir zenginlik olarak görebilme zamanıdır.

Yorumlar
Ad Soyad
E-Posta
Ba?lyk
Yorum
Yazaryn Di?er Yazylary
Ayhan Ongun
Serdar Karcılıoğlu
Ahmet Karataş
Deniz Poyraz
Orhan Beşiroğlu
www.kenttv.net © 2000 - 2017 | Bodrum Kent Radyo Tv. A.ޞ. | Kalekonut Sosyal Tesisleri BODRUM - MUĞLA | Tel: 0252 317 30 30 (PBX)